Tag Archive: japon


Dünya üzerinde Japonya’dan sonra en çok Japon nerede yaşıyor biliyor musunuz¿¿¿
Brezilya!!! Evet yanlış duymadınız öyle. Hatta Amerika’da Çin mahallesi gibi Japon mahalleleri bile varmış.
Olurda yolunuz şaşar da belki Asya değilde o taraflara düşerse orda da Japonlarla karşılaşabilirsiniz ^^

Reklamlar

Murakami’nin Tran’la görüşme sonrası Tran’ın yönetmesi koşuluyla uyarlanmasını kabul ettiği romanı, ilk aşk, cinsellik, masumiyet ve yetişkinliğe geçiş temalarını işliyor. Müziklerini Radiohead’den Jonny Greenwood’un bestelediği film, başarılı bir uyarlamanın ötesine geçiyor.

Yapım: 2010 – Japonya,
Tür: Dram,  Romantik,
Süre: 123 dakika
Yönetmen: Anh Hung Tran,

Oyuncular:
Rinko Kikuchi,
Ken’ichi Matsuyama,
Tetsuji Tamayama,
Reika Kirishima,
Tokio Emoto,
Kiko Mizuhara,
Yukihiro Takahashi,
Kengo Kora,
Haruomi Hosono,
Eriko Hatsune,
Shigesato Itoi,

Görüntü Y.:  Pin Bing Lee,
Senaryo: Haruki Murakami,  Anh Hung Tran,
Yapımcı: Chihiro Kameyama, Shinji Ogawa,

Filmin Özeti

1960’ların sonlarında Tokyo’da geçen film, ilk aşkı Naoko’ya derinden bağlı Toru Watanabe’yi izliyor. Watanabe yaşamının her alanında ölümün etkisini hissetmekteyken, ansızın hayatına hayat dolu genç kız Midori giriyor…

    • Rinko Kikuchi
    • (Naoko)

    • Ken’ichi Matsuyama
    • (Toru Watanabe)

    • Tetsuji Tamayama
    • (Nagasawa)

    • Reika Kirishima
    • (Reiko ıshida)

Şimdiye kadar bir çok uluslararası festivallere katıldım, ve tabii ilk gittiğim standlar haliyle Asya standları oluyordu ve her seferinde karşılaştığım manzara ise şu; Güney Kore standının önü aşırı kalabalık bir kaç Koreli öğrenci ya da stand görevlisi Kore (daha doğrusu oppa, dizi, müzik vs) hayranlarının kuşatmasına uğramış, sürekli koluna birileri girip çıkıyor flaşlar ardarda patlıyor ve o zavallım sırf sadece Koreli olduğu için oraya buraya çevrilerek ekrana bakması sağlanılıyor. Anlayacağınız oyuncağa dönmüşler.

 

Peki neden? Suçları ne? Belki kendinizi onların yerine koyup düşünebilirsiniz ve aklınıza direk şu gelebilir “ilgiden memnun olurdum, ülkemi seviyorlar sonuçta, kötü bir niyetleri yok vs vs” ama onların aklına bu geliyor mu sizce? Allah aşkına onların yaptığı sadece o Korelileri kullanmak! Cevahir ve Sultanahmet’te olan Kore gösterilerinden sonra bir çok kişinin profilinde Koreli biriyle çekilmiş fotoğraflarını koyduklarını gördüm. Bakınca Korelilerin gülümsediğini görürsünüz, ancak kamera karşısına geçen herkesin yaptığı şey bu!

 

Bugün Janet’ın mucizevi bir şekilde dersi erken bitirmesi sonucu arkadaşlarla Türkçe Olimpiyatları Kültür Şölenine gidelim dedik. Ama gitmez olaydık.

 

2 katta Afrika, Asya ve Avrupa olmak üzere belli bölgeler ayrılmıştı ama öyle bir kalabalık öyle bir kalabalık sormayın! zar zor yukarı çıkıp Asya bölümünü bulduk direk en başta göze çarpan Güney Kore standıydı. Hemen oraya gittik tabii (yanımdaki 3 arkadaşımdan 2si Kore dizileri izliyor) standın fotoğraflarını çekerken yanımızdaki kızların Türk görevliye “Hiç Koreli yok mu ya?” dediğini duydum, kadının verdiği cevaba göre standdan çıkmışlardı ve oralardaydılar. Biz oradaki küçük Koreli bebkleri incelerken soldan gelen bazı seslerle oraya döndüm, standın arkasında geleneksel kıyafetli küçük Koreli bir çocuk (büyük ihtimalle ilkokula gidiyordu) oraya toplanmış kalabalığa nasıl çubuk tutulacağını gösteriyordu teker teker bıkmadan usanmadan. Standın o tarafına bakmak için ilerlediğimde o kalabalığın arkasında başka bir kalabalık arasında muhtemelen liseli bir Koreli çocuk daha gördüm. Etrafı kızlarla doluydu ve hepsi tek tek onunla fotoğraf çekmeye çalışıyordu. Biri çıkıyor biri geliyor, benim anlamadığım şu kızlar çocuğun yanındaki kişi arkadaşı olsun olmasın sürekli kim gelirse sanki koleksiyon yapar gibi fotoğraf çekiyordu. Dikkatimi çeken ayrı bir şey o çocuk da arada telefonunu birine uzatıyor ve onun telefonu ile de çekmelerini istiyordu. O kadar tatlıydı ki, zavallım dedim bu daha ilk gün ilk saatler ilerde bıkacaksın Türklerin bu ilgisinden (Türkçe öğrendiğine göre kendisi de Türkiye’yi seviyor belli ki) Serpil, “Hadi geç seni de çekeyim” deyip telefonumu aldı, ben biraz durduktan sonra telefonu elinden aldım ve hayır dedim çekinmeyeceğim. Oradan ayrılıp diğer standlara yönelirken sordular “Neden” diye, “Görmüyor musunuz zavallı çocuğu? Yazık ya sıkıştırmışlar. Ne gerek var ki?”

 

Tacikistan, Tayvan’dan sonra Japonya standına gittik bu sefer bir arkadaşım ve ben. Orada stanlarda origami yapılıyordu. Bir tane almayı çok istediğimden bende kuyruğa girdim, ama önümdeki veletler beni deli etti. Yaşlı bit Türk görevli vardı arada gelip uyarıyordu “Masaya yaslanmayın” diye. Biraz ilerleyince gördüm ki benim önümde az önceki Koreli çocuk yaşlarında küçük Japon bir kız ayakta durmuş origami yapmaya çalışıyor. Sağımızdaki standa da 3 büyük Japon oturmuş origami ile uğraşıyorlardı. Uzun düre o kızı izledim çok tatlıydı ve sesini çıkarmadan işini halletmeye çalışıyordu. Ama çocuklar uslu durmuyordu ki! Sonra başka bir Japon geldi ve küçük kıza bir sandalye verdi, bende origamimden vaz geçip sol tarafa yöneldim. Orada daha çok tanıtımsal şeyler olduğundan bir kuyruk falan yoktu. Fuji Dağı’nın  güzel bir resminin yanında şövaleye konmuş bir tablo ve onun yanında ise Miyazaki’nin Van depremzedeleri ile bir resmi vardı.

Her neyse o kalabalıkta diğer arkadaşlarla buluşabilmek için Güney Kore standına gelmelerini söyledik ve bizde oraya gittik. Bir de baktım ki o küçük Koreli çocuk standın giriş çıkış yerinde fotoğraf seline uğramış, Türk kadın görevli ise ona tam olarak standdan çıkmasını ve önünde durmasını söyledi. İnsanlar DAHA RAHAT fotoğraf çeksinler diye! Küçücük çocuk ya! Oradaki kalabalığın boy ortalamasının çok altında ve etrafı tamamen kuşatılmış! Büşra, hadi sende git Japonya’dan bir şey alamadın bari bununla bir fotoğraf çekin dedi. Çocuğun etrafı boşalınca bende yanına gittim ve bir tane çektik ancak bazı kişiler Büşra’nın eline çarpınca kaymış fotoğraf, ben çocuğa teşekkür edip onun yanına gittiğimde git bir daha çekelim dedi, olmaz dedim yeter o çocuk için bu.

 

Avrupa’ya da gittikten sonra dışarıda bizim kızlarla buluştuk ve bana biz gittiğimizde Japonya standı bomboştu, suşi yapıyorlardı dedi. İçimden “Vay be şuna bak, origami deyince hurra, suşi deyince kimse yok. Keşke bıraksalardı da gerçek Japonya hayranları zevkini çıkarsaydı bari.” dedim.

 

O kadar sinir oldum ki bugün! Birde bizim Türk hayranlar der ki aman Koreliler de havalanmaya başladılar, arkadaş olunmuyor falan filan. Neden acaba bir düşündüler mi? Hepimiz biliyoruz ki son yıllarda Güney Kore (dizi müzik oppa) sevgisi hızla artıyor dünyada ve insanlar sürekli Korelileri sosyal paylaşım sitelerinden ekliyor ve muhabbet etmeye çalışıyor, ama çoğunun amacı aynı olduğu için Koreliler artık bu ilgiden bıkmış! Siz onlarla konuşmaya başladığınızda aslında amacınızın Kore dizi ve müzikleri hakkında bir şeyler öğrenmek vs olduğunu biliyorlar, yani arkadaşlığınızı samimi değil çıkarcı, tek taraflı kullanım olarak görüyorlar. Ve HAKLILARDA!!!

 

Güney Kore’de eğitim görmüş bir öğretmenim bana hiç beklediğin gibi bir yer değil, çoğu kişi oraya eğitime gittiğinde hayal kırıklığına uğruyor dedi. Burada bahsettiği çoğu kişi tabii ki Kore hayranları, normal okumak için giden insanlar değil! Kore hayranları zannediyor ki orada hayat dizilerde gördüğü gibi. Değil abi değil! Diziler her ne kadar olumlu ve güzel olsa da siz de biliyorsunuz ki gerçekleri yansıtmıyor! Oraya gidince neyle karşılaşacağınızı zannediyorsunuz çok merak ediyorum? Bütün Koreli erkekler çok yakışıklı, oppanız olmak için bekliyor, kızlar anlayışlı ve unni olmak için can atıyor?

 

Zaten çoğunuz biliyor ki eğitim sistemleri çok ağır, öğrenci olanların vakti yok, olmayanlar hem sizin için büyük hemde işe gidiyor vs vs. Ben niye anlatıyorsam?

‎26 Mayıs tarihinde uluslararası alanda faaliyet gösteren Japon keman sanatçısı Sayaka Shoji, Vivaldi’nin ”Dört Mevsim”ini seslendirdi.

Dünyanın dört bir köşesinde eğitim faaliyetleri yürüten Türk Okulları’na bir yenisi daha eklendi.

2011 yılının Mart ayındaki büyük depremin merkez üssü olan Sendai’de, Japonya Uluslararası Ufuk Koleji’nin yeni şubesi görkemli bir törenle açıldı.

Törene Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Serdar Kılıç, Türk ve Japon Milletvekilleri, Ankara’dan gelen işadamı heyeti ve veliler katıldı.

Büyükelçi Serdar Kılıç, Türk-Japon ilişkilerinin Ertuğrul Fırkateyni ile başladığını, şimdi ise okullarla devam ettiğinin altını çizdi. Horizon Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Arslan da konuştu ve “Türk-Japon dostluğunun en kalıcı eserlerinden biri hizmete giriyor dedi.

“Okulumuza Hoşgeldiniz” diyen minik Japon öğrenciler, konukları şarkılarıyla ağırladı, davul gösterisi yaptı.

Açılış kurdelasını kesen davetliler daha sonra okulu gezerek yetkililerden bilgi aldı. Törenin ardından Büyükelçi Kılıç ve eşi, davetlilere kendi elleriyle Türk ve Japon yemekleri ikram etti.

Japonya’da, kurduğu internet sitesinde intihar etmek isteyenlere belli bir ücret karşılığında yardım teklifinde bulunan Kazunari Saito isimli adam tutuklandı. Saito (33), para karşılığı bir kadını öldürmek suçlamasıyla polis tarafından tutuklandı.

Polis, Saito’nun 200 bin yen (1.700 dolar) karşılığında, Sayaka Nishizawa (21) isimli bir kadına önce uyuşturucu haplar vermek ve ardından onu boğarak öldürmekle suçlandığını bildirdi. Kanagawa bölgesinde elektrikçilik yapan Saito, bir internet sitesi kurmuş ve sitesinde ölüme yardım etmek de dahil pek çok iş yapma teklifinde bulunmuştu. Sitede, “Kanuni ya da kanunlara aykırı her işi yaparım. İntikam alınması, uyuşturucu işi, ölüme yardım etmek gibi pek çok işi yaparım” deniliyordu.
Saito, polise eğlenmek için paraya ihtiyacı olduğu için bu yola başvurduğunu söyledi.
Japonya’da son zamanlarda internette bazı çılgınlıklar ve toplu intihar vak’aları yaşanmıştı.

kaynak: TOKYO -İHA-

Tamae Watanabe: Zirveye çıktığımda kendimi nihayet yaşlı hissettim

 Geçen hafta Everest’in zirvesine tırmanan 73 yaşındaki Japon kadın Tamae Watanabe, zirveye çıktığında kendisini nihayet yaşlı hissetiğini söyledi.

Everest’e tırmanan en yaşlı kadın unvanını koruyan Tamae Watanabe, tırmanıştan döndükten sonra yaptığı açıklamada, tırmanışın bu defa çok zor olduğunu kaydetti.

19 Mayıs’ta Everest’in 8850 metrelik zirvesine ulaşan Tamae Watanabe, zirveye tırmanan en yaşlı kadın unvanını korumuştu. Watanabe, 2002 yılında da zirveye tırmanmıştı.

kaynak: zaman

Siwon’un Eunhyuk’tan bahsettiği twitter güncellemesi

@siwon407: Japon hayranın yolladığı fotoğraf^^ Sonuç olarak gerçekten de tıpkı Eunhyuk’a benziyor^^!

*Resimdeki kişi Samuray Katamori Matsudaira*

@siwon407: Picture that the Japanese fan sent^^ In conclusion, he looks like Eunhyuk, the end^^!

*He’s the Samurai Katamori Matsudaira* !!

kaynak:"eunhyuk"

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır.

Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur. Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi.

Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyordu. Ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı. Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı. Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya´ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi?

Siz olsaydınız ne yapardınız ?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız? Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı? Japonların taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir.

1950´lerde L.Ron Hubbart´ın gözlemlediği üzere: İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder. Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız. Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.

Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın.

Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün…

Derlemedir. Emeği Geçenlere Teşekkürler.

 

kaynak:fatihbaşaran

Japonya, Güney Kore yapımı ticari bir uyduyu ilk defa başarılı bir şekilde uzaya gönderdi.

Uyduyu taşıyan H-2A füzesi, Cuma günü Japonya’nın güneyindeki Tanegashima adasından uzayı fırlatıldı.

Fırlatıldıktan 16 dakika sonra önce Güney Koreye ait uydu, ardından da Japonya’nın üç uydusu füzeden ayrılarak yörüngeye yerleşti.

Bununla birlikte Japonya füze fırlatma işine girmiş oldu.

Japonya Uzay İnceleme Kurumu (Jaxa) yaptığı açıklamada, KOMPSAT-3’ün Kore Uzay Araştırmaları Enstitüsü tarafından çok amaçlı gözlem için geliştirilmiş bir Güney Kore uydusu olduğunu söyledi.

Yetkililer, Japonya’nın uydularından Shinzuku’nun okyanus akıntılarını gözlemlemek için kullanılacağını, diğer iki küçük uydunun da deneysel modeller olduğunu aktardı.

Bu, Jaxa tarafından geliştirilen H-2A füzesinin yirmibirinci kez fırlatılışıydı. Kurum şu an H-3 füzeleri üzerine çalışıyor.

2007 yılından bu yana füzeyi işleten Mitsubishi Ağır Sanayi (MHI), Avrupa ve Rusya’nın önde geldiği ticari amaçlı füze fırlatma işinde daha aktif olmayı planlıyor.

Japonya ticari amaçlı füze fırlatma işinin bir parçası olmak için uzun yıllardır çalışıyordu.

kaynak:BBCNews

%d blogcu bunu beğendi: