Tag Archive: fark


Çin'de '11.11' Çılgınlığı,

538 milyon internet kullanıcısının olduğu Çin’de 11 Kasım’da internet üzerinden yapılan alışverişler dünya rekoru kırdı.

538 milyon internet kullanıcısının olduğu Çin’de 11 Kasım’da internet üzerinden yapılan alışverişler dünya rekoru kırdı.

Dün yalnızlar gününü kutlayan Çinliler, 11 Kasım’da dört tane birin yan yana gelmesinden dolayı internet üzerinden alışveriş yarışına girdi.

1990’lı yıllarda düzenli ilişkisi olmayan Çinli öğrencilerin kutlamaya başladığı ve bunu da hoşlandıklarına kendilerini fark ettirmek için hediyeler alarak yaptıkları 11 Kasım’da internet üzerinden yapılan alışverişler dünya rekoru kırdı.

Çin medyasına göre, dün geceki satışlar, ABD’de internet üzerinden yılın en fazla online alışverişinin yapıldığı “Siber Pazartesi’ni (Cyber Monday)” de geride bıraktı. İnternet üzerinden alım satım yapmak için 1999’da kurulan Alibaba Group’un bünyesindeki Taobao ve Tmail gibi internet üzerinden alım satım siteleri gibi online satış siteleri dün kutlama dolayısıyla büyük indirimler yaptı.

Alibaba tarafından yapılan açıklamada, 11 Kasım günü ülke genelinde 100 milyondan fazla sipariş aldıklarını ve toplam 19,1 milyar yuanlik (yaklaşık 3,1 milyar dolar) alışveriş yapıldığı kaydedildi. Gerçekleştirilen satışın geçen yıla göre yüzde 300 artış gösterdiği de belirtildi. Dün yerel saatle 13.,38’de 10 milyar yuanlik satış rakamını aşmayı başaran grup, geçen yıl ABD tarafından kırılan tek günlük online alışveriş rekorunu tarihe gömdüğünü vurguladı. ABD’de 2011 yılında 1,25 milyar dolarlık satış yapılmıştı.

Öte yandan saatlerin 11.11 olduğu anda tüm ülkede bir milyondan fazla kullanıcının alışveriş için siteye hücum ettiği ve siteye ulaşımda ve alışverişlerde sorunlar yaşandığı ifade edildi.

Alibaba Grup bünyesinde çalışan yetkililer, bu satış rakamlarının kendilerini de şaşırttığını ifade ederken, satışlardan memnun olduklarını, dünya rekorunu kırmanın mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Çin’de internet üzerinden alışveriş yapanların sayısı 193 milyon civarında. ABD’de ise bu rakam 170 milyon.

1999 yılında Çin’in Hangzhou şehrinde İngilizce öğretmeni Jack Ma tarafından kurulan Alibaba.com, dünya genelinde 240 ülkeden alıcı ve satıcıyı buluşturuyor. Site, 34,8 milyonu Çin’den olmak üzere dünya genelinde 45 milyon kayıtlı kullanıcıya sahip.

 

kaynak: sondakika.com

 

Çin’in Huangluo Köyü’nde ki kadınların saç uzunluğu ortalaması 1.7 metre. Huangluo, dünyanın en uzun saçlı köyü olarak Guinness rekorlar kitabı kayıtlarına geçti.

Saç her kadın için önemlidir ve bir kadının en önemli aksesurarıdır. Ama Çin’in Huangluo Köyü’nde saç onların en değerli varlığı. Diğer birçok Çin köyü gibi, Hunagluo’da  çok çekici doğal güzelliklere sahip ve turistlerin ilgisini çekmek için geçmişten gelen çok fazla geleneği bulunuyor. Ancak köyün en dikkat çekici özelliği, kadınlardaki uzun saç saplantısı.

Kızıl Yao kadınları için saçın çok büyük bir rolü var. Onlar sahip oldukları uzun saçın, uzun ömür ve zenginlik getirdiğine inanıyor. Huangluo’da 120 kadının ortalama saç uzunluğu 1.7 metre. Hatta aralarında ortaması 5.5 metre olan bir azınlık grup bile var. Bu Çinli kadınlar hayatlarında sadece bir kez saçlarını kesebiliyorlar. O da onaltı yaşında, kendilerine bir eş aramaya başlamadan önce yapılabiliyor.

Huangluo’da tüm kadınların saç şekli bir tepsi gibi. Bu saç stili onlar hakkında bazı ayrıntıları da ortaya koyuyor. Örneğin, saç sadece başında sarılı ise o kadının evli ama çocuk sahibi olmadığı anlaşılıyor. Kadınlar önden ufak bir topuzu varsa hem evli hem çocuk sahibi, saçına bir baş örtüsü takıyorsa bekar ve sevgili arıyor anlamına geliyor.

Kızıl Yao kadının koyu renkli saçlarının güzelliğini fark etmemek neredeyse imkansız.Bu güzelliğin sırrını, saçlarını pirinç suyuyla yıkamakta yattığını söylüyorlar.

Öncelikle şuu belirtmek istiyorum, ben ablamdan sonra K-pop hayranı oldum. Bana bu harika grupları, soloları tanıtan kişi, mükemmeliyetçi ablamdır. Her ne kadar % 95 konuda anlaşamasak ve tartışsak da bazen onun görüşlerini dinleyip kendi atladığım noktaları fark etmek gerçekten çok şey katıyor.

 

Bunlardan biri de yeni bir olay olduğunda gidip ona anlatır ve yorumlarda şöyle şöyle yazmışlardı derim (genellikle en taze haberler yabancı ya da international sayfalardan çıktığı için o sayfaları takip ederim yani yorumlar genelde Türklerin yazdıkları değildir), o ise “Ya Aslı mal mısın kızım sanane onların ne düşündüğünden ne dediğinden? Bırak havlayan köpek havlasın. Gereksiz işlerle uğaşma” der tabiri caizse. Düşününce evet ablam haklı cevap vermeye bile gerek yok bazılarına ama bazen de, tıpkı ben ve ablamda olduğu gibi yeni bir bakış açısı kazandırabilmek adına cevap vermen gerekir, “Susma, sustukça sıra sana gelecek!” misali.

Bu demek değil ki tartış kavga çıkar. Sadece belirt… Rehber ol.

 

Ablanı mı okuyacağız demeyin konuya geliyorum, gün geçtikçe yepyeni gruplar çıkıyor k-pop’da. Bunun en büyük nedeni de, eskilerin yani bizi k-pop hayranı yapanların bu derece tutuluyor olması.  Bu yüzden hayran kulüpleri de artıyor tabii ki, oluşan bu rekabet ortamının yanında. E biz de insanız haliyle her grubu her kulübü tanıyamayız. Ön yargıların olması ise çok normal bazı aşırı milliyetçi(hayran olduğu grup için) hayran yüzünden bir grubu yanlış ve ya eksik tanıyabiliyoruz. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere…

Bir çok yerde belirttiğim gibi  ben 2PM dinleyerek başladım ancak, Big Bang Haru Haru ile aşık oldum k-pop’a. Ki hala o şarkının benim üzerimde tarif edemediğim bir etkisi var tıpkı Rihanna’nın Please Dont Stop the Music adlı şarkısı gibi. Ancak sonrasında tereddütle de olsa Super Junior’ı tanıdım. Ve hayatımın dönüm noktası oldu bu tanışma.

 

Hangi hayran kulübüne ait olursanız olun başka bir gruba ve ya solo sanatçıya ait bir şarkı için “Bu benim şarkım, sanki benim için yazılmış!” diyebilirsiniz. Bu gayet normal, çünkü bu kalbinizden geçer… Ama hayran kulübüne ait olmak ise çok başka bir şey. Benim görüşümde yaptığı müzik, tarzı, görünüşü bir yana sizi bir fanatik haline getiren kesinlikle kişilik meselesidir. Tıpkı arkadaşlarımızı seçerken ki gibi. Sizin gibi düşünen, sizi anlayabilecek, kafalarınızın uyduğu birini seçersiniz. İşte hayran kulüpleri de özellikle Türkiye’de büyük oranda böyle gerçekleşiyor bence.

 

Şahsım adına bir ELF olarak, diğer hayran kulüplerine baktığımda gördüğüm manzara şu;

2PM Hottest: Tıpkı Junsu gibi, dışardan bakınca normal ama kabiliyetli, içeriden bakınca fazlası ile kopuk (eğlenmeyi seven)

CNBlue Boice: (Fazla tanıdığım yok ama) sessiz sakin, etliye sütlüye karışmayan, polemiğe girmeyecek biri

FT Island Primadonna: (Gene pek tanıdığım yok) uysal mı uysal, şirin ve çekingen biri

DBSK Cassie: Hımmm bunun için sadece tutkulu desem iyi olacak….

UKiss Kiss Me: Malesef bir şey söyleyebilmem için en azından bir Kiss Me tanımam lazım ama sanırım yok (Hyung sizi istisna tutuyorum)

SHINee Shawol: Bu kesim biraz daha farklılık ile ön plana çıkar tıpkı Shinee’nin kendisi gibi. İtiraf etmeliyim içinde biraz kendini beğenmişlik vardır.

Big Bang VIP: Bunun üzerine biraz daha özel konuşalım aşağıda…

 

Kişilikten bahsetmiştim ya hani, hah işte yine aynı sebepten belki de bir hayran kulübü üyesi belli hayran kulübü üyeleri ile benzer olmadığı için oradan hiç arkadaşı olmayabilir, ve ya çok benzediği için çoğu arkadaşı da bu kulüpten çıkabilir. Benimkisi ise o hesap, gerçekten samimi olduğum ve bu sayede kendisini tanıyabildiğim bir VIP yok.

Ama bir gün bir sayfanın yorumlarında (Bu sefer Türk) “Big Bang’den VIP’ler yüzünden soğudum.” “Hiç dinlemedim tanıdığım VIP’ler yüzünden” vs vs gibi yorumlar gördüm. “Allah Allah ne alaka ya? Saçma.” diye düşünmüştüm. çünkü ben Big Bang dinliyordum ama itiraf etmeliyim yeni şarkılarını değil.

Neyse velhasıl kelam, insan görüp yaşadıkça olgunlaşır ya, okuduğum bir yazıya 3 ay önce verdiğim tepki ile şimdi vereceğim tepki aynı olmaz. İşte başımdan geçen bazı olaylar sebebi ile, “Vay anasını ne kadar haklılarmış!” dedim.

 

Son zamanlarda şu ortalarda dönen VIP-ELF zımbırtısını bir çoğunuz duymuş görmüştür eminim. Ben tepki vermeden önce gene her zaman yaptığım gibi yorumları okudum neler dönüyor diye. Sonra ablamın dediği gibi boş işlerle uğraşma prensibine uydum ve yorum yapmadım ama tekrar düşününce cevap vermeliyim dedim ve bunu yazmaya karar verdim.

 

VIP deyince benim aklıma gelen kesim şu oluyor, kendince olgun, dünyaya belli bir bakış açısı ile bakan (amaçsız değil yani), oturaklı ve kendi görüşünü belirtip eleştirmekten çekinmeyen, her zaman en iyisini isteyen… Bunlar kötü özellikler mi? Bu kişiye göre değişir. Aralarında beğendiğim özellikleri tabii ki var ancak bazı özelliklerden dolayı ile de kesin duvarları var ve bu da bazı şeyleri midelerinin kaldıramamasına sebep oluyor.

 

Bazılarınızın dediği gibi VIP ve ELF çok farklı iki kulüp. Yani karşılaştırmaya gerek yok ve anlamsızca. Ama birbirlerini tanıyabilseler bence daha iyi anlaşacaklar.

 

Mesela SUJU’nun espri anlayışı bir çok VIP’ye anlamsız ve ya kötü gelebilir. En basitinden SM Town Live in Paris’te Eunhyuk, Shindong ve Leeteuk siyah dar elbiseler giyip peruk takarak dans edip şarkı söylemişlerdi. Bunun videosunu gördüğümde Facebook’da paylaşıp “Eğer böyle yapacaklarsa gelmesinler Türkiye’ye istemiyorum” yazmıştım. Bu benim ve Türkiye’nin kaldıramayacağı ve çok tepki alacak bir şey olurdu.

 

Ancak Infinite’nin iki üyesinin bir konserlerinde Trouble Maker’ı yaptıklarını izledim ve ağzım açık kaldı. Ablama izlettim ve ona “Super Junior yapsa bu kadar şaşırmazdım ama….” dedim o da aynı şeyi düşündüğünü söyledi.

 

Sonra kısa zaman önce bir Shawol olduğum halde, Shinee World Konseri’nde Jonghyun’un Taemin’le yaptığı şeyi görünce midem bulandı gerçek anlamda. Gerçek olamazdı bu benim için.. Halbuki SUJU böyle bir şey yapınca bu tepkiyi vermiyordum ama onlar yapınca çok kötü ve kabul edilemez göründü bana.

 

Ama bir de şu var, Leeteuk telefon numarasını vermişti twitter’da sonra telefonunun ne hale geldiğini gösteren bir resim koyup artık kafayı yediğini yazmıştı. Bu twiti ilk gördüğümde, “Hayatta inanmam.” “Onun numarası değildir ki” vs gibi yorumlar yapmadım. Aksine “Bunu sadece Leeteuk yapardı zaten.” dedim. Çünkü öyle, bunu sadece Leeteuk yapardı..

 

 

Super Junior eşşiz bir grup, her konuda hemde. Ve samimi. Bu kadar haylaz olmaları ve kamera önünde bile bundan geri kalmamaları bize olan samimiyetlerini gösteriyor. Haylazlar çünkü bu içlerinden geliyor ve hiç düşünmeden bunu dışarıya vuruyorlar. Onların içinde bitmeyen bir enerji var ve birarada kalabilmek ve bu enerjiyi beraber dengelemek için ayrılmak istemiyorlar. Leeteuk’un dediği gibi “…Yalnız kalmıyorsunuz. Eğer yorgunsan yurtta konuşabileceğin biri mutlaka oluyor.”

 

Gelelim ELF’lere; Listeme bakınca çuğunun ELF olduğunu, samimiyete göre sıraladığımda ilklerde hep ELF’lerin olduğunu görüyorum. Ailem, ilk okul, lise, üniversite, iş, normal arkadaşlarım vs hepsi benim ne kadar yaramaz bir kız olduğumu bilir. Memleketimde bütün köy ahalisinin dilinde benim küçükken söylediğim sözler, yaptığım haylazlıklar dolaşır.

 

Lise arkadaşımla buluştuğumuz bir gün aramızda şu konuşma geçti;

“AN: Kore filmlerini izledikçe neden kişiliğinin bu kadar garip olduğunu anlayabiliyorum.

– İyi de ben Kore filmlerini izlemeden önce de böyleydim.

AN: Hayır yani kendini özdeşleştirmeni anlayabiliyorum. Beklenmedik şeyler yapıyorlar hep. Mesela A Moment to Remember’da kız çocuğun kolasını içip birde suratına geğiriyordu.

– Ne yani AN ben kola içip suratınıza mı geğiriyorum?
AN: Hayır öyle demek istemedim. Yani hiç beklenmedik şeyler yapıyorsun.”

 

Bunu bu yazıya başladıktan sonra, bulup yazdım ama o da kişiliğe değinmiş işte.. Her neyse demem o ki birinin ak dediğine sen kara diyebilirsin, ama bunun için sebeplerin vardır, aynı şekilde onunda. Bu yüzden en ufak şey de ortalığı karıştırmaya polemik yaratmaya gerek yok. Hepimiz isteriz ki bizim grubumuz öne çıksın o birinci olsun o kazansın, hep o hep o! Bu gayet normal. Ama yeri geldiğinde birlik olmayı ve saygılı olmayı da bilmeliyiz. İşi Fenerbahçe-Galatasaray taraftarlığına dökmeye gerek yok! Yeri geldiğinde Milli maçlarda o beğenmediğimiz takımlardan gelen oyuncuları destekliyoruz. Çünkü iş fanatiklikten çıkıyor. Çarşı’ya en iyi taraftar deniyor. Çünkü yaptığı bir çok şey var ve bence birlik var aralarında. Bizim de öyle olmalı. Kişişel olarak herkes sevdiği grup ve ya grupları desteklemeli ama olay bazen boyut değiştirdiğinde “Sen-Ben-O”dan çıkıp BİZ olmalıyız!

 

Big Bang, MTV EMA Ödülünü alırken canlı izleyenlerden biri de bendim. O zaman gururlanmıştım. Çünkü bu sadece Big Bang’ın ve ya VIP’lerin başarısı değildi, Neil Armstrong’un dediği gibi, K-pop için büyük bir adımdı. İtiraf edin hangi kulübe ait olursanız olun en az bir tartışmada Big Bang’in bu başarısını örnek göstermediniz mi?

 

 

Sadece bu da değil. Twitter trendlerinde özellikle son zamanlarda nasılda bir oluyoruz. Bir eels olarak, JKS için başlattığımız ilk trendde her kulüpten birileri vardı ve bir şeyleri birlik olarak başlattık. Ve sonrasında gelen etkinliklerde hep şu söylendi “Onlar bize destek olmuşlardı. Şimdi sıra bizde”

 

Kabul edelim şunu artık hepimiz birbirimize bağlıyız ve saçma sapan ayrılıklar çıkarıp o şöyle bu şöyle diyeceğimize birlik olalım ki ses çıksın. Biz, Türkiye’de k-pop’u ve Kore’yi temsil ediyoruz. Bu yüzden buna yakışır tavırlar sergilemeli ve kendi aramızda bölünmemeliyiz..

 

*Arkadaşalr derken listemdeki herkes ile bir muhabbetim yok tanıdığım ve konuştuğum kişiler baz alındı.

*Kız grupları ve hayran kulüplerini almadım çünkü genelde erkek grup hayranları çok ve bu olaylar yaşanıyor.

*Cassie’leri yazmadım çünkü ağzım durmazdı.

 

Umarım yazı beklentilerinizi karşılamıştır.

Diğer adı: 失去城堡的王子
shī qù chéng bǎo de wáng zǐ
Şatosunu Kaybeden Prens
Türü: Aşk
Yönetmen: Chen Zhi (陈致), Han Feng (韩风)
Oyuncular: Victoria Song
Calvin Chen
Zhou Mi
Dili: Mandarin
Bölüm sayısı: 30
Kararlaştırılmış yayın aralığı: 9 Ağustos 2012 – 23 Ağustos 2012

When Love Walked In (Çince: 愛情闖進門; pinyin: ài qíng chuǎng jìn mén) f(x) üyesi Victoria Song, Fahrenheit üyesi Calvin Chen ve Super Junior-M’den Zhou Mi’nin yer aldığı bir Tayvan dizisi. Çekimlerine 5 Ocak 2012’de başlandı.

Özet

Genç, yetenekli ve yakışıklı Qing Yu Jiang (Calvin) Başkan Yuan’nın uzun zamandır kayıp torunu Shen Ya Yin (Victoria)’i bulmakla görevlendirilir. Ebeveynlerinin ölümü yüzünden, Ya Yin büyükbabasına karşı sinirlidir. Yu Jiang sadece aralarını düzeltmekle kalmıyor aynı zamanda Ya Yin’in kalbine de girmeyi başarıyor. Ancak aşkları başladığı zaman, Yu Jiang çocukluk arkadaşına olan aşkı yüzünden geri çekilir. Yu Jiang onu bulmaya çalışır, ancak aradığı kişinin taa en başından beri yanında olduğunu fark edemez.

Oyuncu Kadrosu

Victoria Song = Shen Ya Yin (沈雅音)
Calvin Chen = Qin Yu Jiang (秦雨江)
Zhou Mi = Lu Shang Lin (黎尚林)
Sean Lee

Genişletilmiş Kadro

Emily Cao
Bian Cheng (边程) = küçük Qin YuJiang
Xu YuHan (徐钰涵) = küçük Shen YaYin


Eğer bir sevgilim olursa, ona her gün, “Seni seviyorum” diyeceğim. Değerli zamanımızın tek bir dakikasını bile boşa harcamak istemiyorum.
“‘You’re My Pet’in (YMP)’in senaryosunu ilk okuduğumda, In Ho ile çok benzediğimizi fark ettim. İkimiz de neşeli ve haylaz. Kendi hayallerimiz var. Onu canlandırırken hiç zorlanmadım,” dedi JKS . JKS, bir kariyer kadını olan Ji Eun’nun evine gelen ve sonrasında onun köpeği “Momo” olan, gelecek vadeden genç bir dansçı olan , Kang In Ho’yu canlandırıyor. Bu durumun avantajlarını kullanarak bir köpek gibi davranmanın tadını çıkardı. Mesela, Momo ondan, bir sahibin sorumluluğu olduğunu ileri sürerek, kendisini yıkamasını istedi. Momo acıktığı zaman kollarını sahibine doladı.

JKS bize birde masum ve sevimli hareketlerini gösterdi. Mesela, kendisi birden bire şarkı söylemeye başladı ( Seiko Matsuda’dan ‘Anatani-Aitakute (Missing You/Seni Özlüyorum)’ ve JKS’den ‘Bye Bye Bye’ gibi) ve dans etti. Çekime ara verildiği zaman, portakal yiyordu ve ekibimizden birinin gözlerini yakaladı, gülümsedi ve “Yemek ister misin?” diye sorarken ona portakalın yarısını verdi. Buzları kıran haylaz bir doğası var ve bizi gerçek anlamda güldürüyor. Gerçekten In ho’ya benziyor.

“Söylemeye gerek bile yok, erkeklerin büyümesi ve olgunlaşması gerekiyor. Ama ben gene de hayatım boyunca bir çocuğun kalbi kadar masum kalmak istiyorum. Ben sadece hayatımı mutlu yaşamak istiyorum, başkaları me düşünüyor diye çok fazla endişelenerek ve kendime yalanlar söyleyerek yaşamak istemiyorum. Hayatımın zevkini almak için kendimi meşgul etmeye çalışmıyorum. Eğer gerçekse, hayat berbat olmalı… Söylemek istediklerimi söylemek istiyorum. Yapmak istediklerimi yapmak istiyorum. Eğer böyle olursa, eminim ki hayatımdan zevk alacak ve ve hayatımı her anını gülümseyerek yaşayacağım. Gerçekten kalbimin tam derinliklerinde hayatımdan zevk almak istiyorum.”

Aşk hakkında o ne düşünüyor?
“Ah, bu soruya cevap veremem çünkü daha önce hiç sevgilim olmadı… Yalan söylediğimi mi düşünüyorsunuz…? Lol(seslice güldü). Her neyse, çok merak ediyorum In ho ve Ji Eun gibi kavga eden çiftler var mıdır? Lol(seslice güldü). Ama bence aşık olduğum kişi ile ne yaparsam yapayım ilgi çekici olur. Bana göre, ben onu sevdiğim sürece benden kaç yaş küçük ve ya büyük bunun bir önemi yok. En önemli şey on akarşı samimi olmam. Benim damak tadıma göre sevdiğim kadın kibar ve kadınsı olmalı ki beni hiç düşünmeden onu korumaya teşvik etsin. Şık bir kadın olmasını da isterim. Derginizi okurken anladım ki MORE’un (DAHA FAZLA) tarzı benim damak tadıma uygun. Eğer aşık olursam, ilk önce ona aşkımı anlatacağım. Çünkü ben bir erkeğim.”

Bu yolla kendisi aşka nasıl baktığını açıklamış oldu. Ona en sevdiği cümlenin ne olduğunu sorduğumuzda, kendisi açıkça cevapladı; “…’Seni seviyorum’ benim en sevdiğim cümle. Eğer bir sevgilim olursa, ona her gün, “Seni seviyorum” diyeceğim. Değerli zamanımızın tek bir dakikasını bile boşa harcamak istemiyorum.”

YMP’nin sahne arkasında da, ilişkimiz sahip ve köpek olarak devam ediyor.
Kim Ha-neul etkileyici gözlere ve ağr başlı bie zarafete sahip. O da tıpkı Ji Eun gibi, hem zeki hem de güzel bir kariyer kadını. “Bence biz çok benziyoruz. bir çok ortak noktamız var 30 yaşında olmamız, bir işimizin olması, bekar ve sevgilimizin olmayışı gibi. İkimiz de güçlü görünüyoruz, ama aslında o kadar da güçlü değiliz, daha çok hassasız aslında. İşte bu yüzden Ji Eun’un neden Momo’ya ihtiyacı olduğunu çok iyi anlıyorum. Eğer benimle bir çocuk gibi oynayacak ve konuşmadan beni anlayacak biri olsaydı çok mutlu olurdum.” Kendisi o günleri hatırladıkça her çekimden çok zevk aldığını da ekledi.

“Birbirimizi sahne arkasında bile ‘sahip’ ve ‘Momo’ diye çağırırdık. JKS gerçek Momo. O çok haylaz ve etrafındaki herkes gülümser. Hasta olduğum bir gün, beni cesaretlendirmek için bana şekerleme almıştı ve demiştiki, ‘Sevgili sahip!’ Ondan sonra hemen iyileştim. Lol(seslice güldü). Şimdi bile Momo bazen beni arar, ‘Ne yapırsun sahip?’ diye sorar. Çok şirin öyle değil mi? Diğer yandan, bir erkek ve aktör olarak işini ele alış biçimi ayranlık uyandırıcı. Hayatını kendi kesin görüşüne göre yaşıyor. Benden genç olmasına rağmen ona saygı duyuyorum.”

 

%d blogcu bunu beğendi: