Category: Düşündüm de


Yemek Çubuğu Fobisi!

Konsekotaleofobi: Yemek çubuğu fobisi. Vay be böyle bir fobi de mi varmış demeyin varmış 😀 Biz Asya hayranları arasında bir tutku haline gelmiştir çubuklar ve ramenler… Ama birde bundan korkan ve kullanamayan insanlar da varmış meğer… :/

kaynak belirtmeden kullanmayın!

Reklamlar

Öncelikle şuu belirtmek istiyorum, ben ablamdan sonra K-pop hayranı oldum. Bana bu harika grupları, soloları tanıtan kişi, mükemmeliyetçi ablamdır. Her ne kadar % 95 konuda anlaşamasak ve tartışsak da bazen onun görüşlerini dinleyip kendi atladığım noktaları fark etmek gerçekten çok şey katıyor.

 

Bunlardan biri de yeni bir olay olduğunda gidip ona anlatır ve yorumlarda şöyle şöyle yazmışlardı derim (genellikle en taze haberler yabancı ya da international sayfalardan çıktığı için o sayfaları takip ederim yani yorumlar genelde Türklerin yazdıkları değildir), o ise “Ya Aslı mal mısın kızım sanane onların ne düşündüğünden ne dediğinden? Bırak havlayan köpek havlasın. Gereksiz işlerle uğaşma” der tabiri caizse. Düşününce evet ablam haklı cevap vermeye bile gerek yok bazılarına ama bazen de, tıpkı ben ve ablamda olduğu gibi yeni bir bakış açısı kazandırabilmek adına cevap vermen gerekir, “Susma, sustukça sıra sana gelecek!” misali.

Bu demek değil ki tartış kavga çıkar. Sadece belirt… Rehber ol.

 

Ablanı mı okuyacağız demeyin konuya geliyorum, gün geçtikçe yepyeni gruplar çıkıyor k-pop’da. Bunun en büyük nedeni de, eskilerin yani bizi k-pop hayranı yapanların bu derece tutuluyor olması.  Bu yüzden hayran kulüpleri de artıyor tabii ki, oluşan bu rekabet ortamının yanında. E biz de insanız haliyle her grubu her kulübü tanıyamayız. Ön yargıların olması ise çok normal bazı aşırı milliyetçi(hayran olduğu grup için) hayran yüzünden bir grubu yanlış ve ya eksik tanıyabiliyoruz. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere…

Bir çok yerde belirttiğim gibi  ben 2PM dinleyerek başladım ancak, Big Bang Haru Haru ile aşık oldum k-pop’a. Ki hala o şarkının benim üzerimde tarif edemediğim bir etkisi var tıpkı Rihanna’nın Please Dont Stop the Music adlı şarkısı gibi. Ancak sonrasında tereddütle de olsa Super Junior’ı tanıdım. Ve hayatımın dönüm noktası oldu bu tanışma.

 

Hangi hayran kulübüne ait olursanız olun başka bir gruba ve ya solo sanatçıya ait bir şarkı için “Bu benim şarkım, sanki benim için yazılmış!” diyebilirsiniz. Bu gayet normal, çünkü bu kalbinizden geçer… Ama hayran kulübüne ait olmak ise çok başka bir şey. Benim görüşümde yaptığı müzik, tarzı, görünüşü bir yana sizi bir fanatik haline getiren kesinlikle kişilik meselesidir. Tıpkı arkadaşlarımızı seçerken ki gibi. Sizin gibi düşünen, sizi anlayabilecek, kafalarınızın uyduğu birini seçersiniz. İşte hayran kulüpleri de özellikle Türkiye’de büyük oranda böyle gerçekleşiyor bence.

 

Şahsım adına bir ELF olarak, diğer hayran kulüplerine baktığımda gördüğüm manzara şu;

2PM Hottest: Tıpkı Junsu gibi, dışardan bakınca normal ama kabiliyetli, içeriden bakınca fazlası ile kopuk (eğlenmeyi seven)

CNBlue Boice: (Fazla tanıdığım yok ama) sessiz sakin, etliye sütlüye karışmayan, polemiğe girmeyecek biri

FT Island Primadonna: (Gene pek tanıdığım yok) uysal mı uysal, şirin ve çekingen biri

DBSK Cassie: Hımmm bunun için sadece tutkulu desem iyi olacak….

UKiss Kiss Me: Malesef bir şey söyleyebilmem için en azından bir Kiss Me tanımam lazım ama sanırım yok (Hyung sizi istisna tutuyorum)

SHINee Shawol: Bu kesim biraz daha farklılık ile ön plana çıkar tıpkı Shinee’nin kendisi gibi. İtiraf etmeliyim içinde biraz kendini beğenmişlik vardır.

Big Bang VIP: Bunun üzerine biraz daha özel konuşalım aşağıda…

 

Kişilikten bahsetmiştim ya hani, hah işte yine aynı sebepten belki de bir hayran kulübü üyesi belli hayran kulübü üyeleri ile benzer olmadığı için oradan hiç arkadaşı olmayabilir, ve ya çok benzediği için çoğu arkadaşı da bu kulüpten çıkabilir. Benimkisi ise o hesap, gerçekten samimi olduğum ve bu sayede kendisini tanıyabildiğim bir VIP yok.

Ama bir gün bir sayfanın yorumlarında (Bu sefer Türk) “Big Bang’den VIP’ler yüzünden soğudum.” “Hiç dinlemedim tanıdığım VIP’ler yüzünden” vs vs gibi yorumlar gördüm. “Allah Allah ne alaka ya? Saçma.” diye düşünmüştüm. çünkü ben Big Bang dinliyordum ama itiraf etmeliyim yeni şarkılarını değil.

Neyse velhasıl kelam, insan görüp yaşadıkça olgunlaşır ya, okuduğum bir yazıya 3 ay önce verdiğim tepki ile şimdi vereceğim tepki aynı olmaz. İşte başımdan geçen bazı olaylar sebebi ile, “Vay anasını ne kadar haklılarmış!” dedim.

 

Son zamanlarda şu ortalarda dönen VIP-ELF zımbırtısını bir çoğunuz duymuş görmüştür eminim. Ben tepki vermeden önce gene her zaman yaptığım gibi yorumları okudum neler dönüyor diye. Sonra ablamın dediği gibi boş işlerle uğraşma prensibine uydum ve yorum yapmadım ama tekrar düşününce cevap vermeliyim dedim ve bunu yazmaya karar verdim.

 

VIP deyince benim aklıma gelen kesim şu oluyor, kendince olgun, dünyaya belli bir bakış açısı ile bakan (amaçsız değil yani), oturaklı ve kendi görüşünü belirtip eleştirmekten çekinmeyen, her zaman en iyisini isteyen… Bunlar kötü özellikler mi? Bu kişiye göre değişir. Aralarında beğendiğim özellikleri tabii ki var ancak bazı özelliklerden dolayı ile de kesin duvarları var ve bu da bazı şeyleri midelerinin kaldıramamasına sebep oluyor.

 

Bazılarınızın dediği gibi VIP ve ELF çok farklı iki kulüp. Yani karşılaştırmaya gerek yok ve anlamsızca. Ama birbirlerini tanıyabilseler bence daha iyi anlaşacaklar.

 

Mesela SUJU’nun espri anlayışı bir çok VIP’ye anlamsız ve ya kötü gelebilir. En basitinden SM Town Live in Paris’te Eunhyuk, Shindong ve Leeteuk siyah dar elbiseler giyip peruk takarak dans edip şarkı söylemişlerdi. Bunun videosunu gördüğümde Facebook’da paylaşıp “Eğer böyle yapacaklarsa gelmesinler Türkiye’ye istemiyorum” yazmıştım. Bu benim ve Türkiye’nin kaldıramayacağı ve çok tepki alacak bir şey olurdu.

 

Ancak Infinite’nin iki üyesinin bir konserlerinde Trouble Maker’ı yaptıklarını izledim ve ağzım açık kaldı. Ablama izlettim ve ona “Super Junior yapsa bu kadar şaşırmazdım ama….” dedim o da aynı şeyi düşündüğünü söyledi.

 

Sonra kısa zaman önce bir Shawol olduğum halde, Shinee World Konseri’nde Jonghyun’un Taemin’le yaptığı şeyi görünce midem bulandı gerçek anlamda. Gerçek olamazdı bu benim için.. Halbuki SUJU böyle bir şey yapınca bu tepkiyi vermiyordum ama onlar yapınca çok kötü ve kabul edilemez göründü bana.

 

Ama bir de şu var, Leeteuk telefon numarasını vermişti twitter’da sonra telefonunun ne hale geldiğini gösteren bir resim koyup artık kafayı yediğini yazmıştı. Bu twiti ilk gördüğümde, “Hayatta inanmam.” “Onun numarası değildir ki” vs gibi yorumlar yapmadım. Aksine “Bunu sadece Leeteuk yapardı zaten.” dedim. Çünkü öyle, bunu sadece Leeteuk yapardı..

 

 

Super Junior eşşiz bir grup, her konuda hemde. Ve samimi. Bu kadar haylaz olmaları ve kamera önünde bile bundan geri kalmamaları bize olan samimiyetlerini gösteriyor. Haylazlar çünkü bu içlerinden geliyor ve hiç düşünmeden bunu dışarıya vuruyorlar. Onların içinde bitmeyen bir enerji var ve birarada kalabilmek ve bu enerjiyi beraber dengelemek için ayrılmak istemiyorlar. Leeteuk’un dediği gibi “…Yalnız kalmıyorsunuz. Eğer yorgunsan yurtta konuşabileceğin biri mutlaka oluyor.”

 

Gelelim ELF’lere; Listeme bakınca çuğunun ELF olduğunu, samimiyete göre sıraladığımda ilklerde hep ELF’lerin olduğunu görüyorum. Ailem, ilk okul, lise, üniversite, iş, normal arkadaşlarım vs hepsi benim ne kadar yaramaz bir kız olduğumu bilir. Memleketimde bütün köy ahalisinin dilinde benim küçükken söylediğim sözler, yaptığım haylazlıklar dolaşır.

 

Lise arkadaşımla buluştuğumuz bir gün aramızda şu konuşma geçti;

“AN: Kore filmlerini izledikçe neden kişiliğinin bu kadar garip olduğunu anlayabiliyorum.

– İyi de ben Kore filmlerini izlemeden önce de böyleydim.

AN: Hayır yani kendini özdeşleştirmeni anlayabiliyorum. Beklenmedik şeyler yapıyorlar hep. Mesela A Moment to Remember’da kız çocuğun kolasını içip birde suratına geğiriyordu.

– Ne yani AN ben kola içip suratınıza mı geğiriyorum?
AN: Hayır öyle demek istemedim. Yani hiç beklenmedik şeyler yapıyorsun.”

 

Bunu bu yazıya başladıktan sonra, bulup yazdım ama o da kişiliğe değinmiş işte.. Her neyse demem o ki birinin ak dediğine sen kara diyebilirsin, ama bunun için sebeplerin vardır, aynı şekilde onunda. Bu yüzden en ufak şey de ortalığı karıştırmaya polemik yaratmaya gerek yok. Hepimiz isteriz ki bizim grubumuz öne çıksın o birinci olsun o kazansın, hep o hep o! Bu gayet normal. Ama yeri geldiğinde birlik olmayı ve saygılı olmayı da bilmeliyiz. İşi Fenerbahçe-Galatasaray taraftarlığına dökmeye gerek yok! Yeri geldiğinde Milli maçlarda o beğenmediğimiz takımlardan gelen oyuncuları destekliyoruz. Çünkü iş fanatiklikten çıkıyor. Çarşı’ya en iyi taraftar deniyor. Çünkü yaptığı bir çok şey var ve bence birlik var aralarında. Bizim de öyle olmalı. Kişişel olarak herkes sevdiği grup ve ya grupları desteklemeli ama olay bazen boyut değiştirdiğinde “Sen-Ben-O”dan çıkıp BİZ olmalıyız!

 

Big Bang, MTV EMA Ödülünü alırken canlı izleyenlerden biri de bendim. O zaman gururlanmıştım. Çünkü bu sadece Big Bang’ın ve ya VIP’lerin başarısı değildi, Neil Armstrong’un dediği gibi, K-pop için büyük bir adımdı. İtiraf edin hangi kulübe ait olursanız olun en az bir tartışmada Big Bang’in bu başarısını örnek göstermediniz mi?

 

 

Sadece bu da değil. Twitter trendlerinde özellikle son zamanlarda nasılda bir oluyoruz. Bir eels olarak, JKS için başlattığımız ilk trendde her kulüpten birileri vardı ve bir şeyleri birlik olarak başlattık. Ve sonrasında gelen etkinliklerde hep şu söylendi “Onlar bize destek olmuşlardı. Şimdi sıra bizde”

 

Kabul edelim şunu artık hepimiz birbirimize bağlıyız ve saçma sapan ayrılıklar çıkarıp o şöyle bu şöyle diyeceğimize birlik olalım ki ses çıksın. Biz, Türkiye’de k-pop’u ve Kore’yi temsil ediyoruz. Bu yüzden buna yakışır tavırlar sergilemeli ve kendi aramızda bölünmemeliyiz..

 

*Arkadaşalr derken listemdeki herkes ile bir muhabbetim yok tanıdığım ve konuştuğum kişiler baz alındı.

*Kız grupları ve hayran kulüplerini almadım çünkü genelde erkek grup hayranları çok ve bu olaylar yaşanıyor.

*Cassie’leri yazmadım çünkü ağzım durmazdı.

 

Umarım yazı beklentilerinizi karşılamıştır.

Halbuki ben onun babası sert sinirli biri sanırdım böyle bir şey yapması aklımın ucundan bikle geçmezdi 😀

@AntaresChoi

Şimdiye kadar bir çok uluslararası festivallere katıldım, ve tabii ilk gittiğim standlar haliyle Asya standları oluyordu ve her seferinde karşılaştığım manzara ise şu; Güney Kore standının önü aşırı kalabalık bir kaç Koreli öğrenci ya da stand görevlisi Kore (daha doğrusu oppa, dizi, müzik vs) hayranlarının kuşatmasına uğramış, sürekli koluna birileri girip çıkıyor flaşlar ardarda patlıyor ve o zavallım sırf sadece Koreli olduğu için oraya buraya çevrilerek ekrana bakması sağlanılıyor. Anlayacağınız oyuncağa dönmüşler.

 

Peki neden? Suçları ne? Belki kendinizi onların yerine koyup düşünebilirsiniz ve aklınıza direk şu gelebilir “ilgiden memnun olurdum, ülkemi seviyorlar sonuçta, kötü bir niyetleri yok vs vs” ama onların aklına bu geliyor mu sizce? Allah aşkına onların yaptığı sadece o Korelileri kullanmak! Cevahir ve Sultanahmet’te olan Kore gösterilerinden sonra bir çok kişinin profilinde Koreli biriyle çekilmiş fotoğraflarını koyduklarını gördüm. Bakınca Korelilerin gülümsediğini görürsünüz, ancak kamera karşısına geçen herkesin yaptığı şey bu!

 

Bugün Janet’ın mucizevi bir şekilde dersi erken bitirmesi sonucu arkadaşlarla Türkçe Olimpiyatları Kültür Şölenine gidelim dedik. Ama gitmez olaydık.

 

2 katta Afrika, Asya ve Avrupa olmak üzere belli bölgeler ayrılmıştı ama öyle bir kalabalık öyle bir kalabalık sormayın! zar zor yukarı çıkıp Asya bölümünü bulduk direk en başta göze çarpan Güney Kore standıydı. Hemen oraya gittik tabii (yanımdaki 3 arkadaşımdan 2si Kore dizileri izliyor) standın fotoğraflarını çekerken yanımızdaki kızların Türk görevliye “Hiç Koreli yok mu ya?” dediğini duydum, kadının verdiği cevaba göre standdan çıkmışlardı ve oralardaydılar. Biz oradaki küçük Koreli bebkleri incelerken soldan gelen bazı seslerle oraya döndüm, standın arkasında geleneksel kıyafetli küçük Koreli bir çocuk (büyük ihtimalle ilkokula gidiyordu) oraya toplanmış kalabalığa nasıl çubuk tutulacağını gösteriyordu teker teker bıkmadan usanmadan. Standın o tarafına bakmak için ilerlediğimde o kalabalığın arkasında başka bir kalabalık arasında muhtemelen liseli bir Koreli çocuk daha gördüm. Etrafı kızlarla doluydu ve hepsi tek tek onunla fotoğraf çekmeye çalışıyordu. Biri çıkıyor biri geliyor, benim anlamadığım şu kızlar çocuğun yanındaki kişi arkadaşı olsun olmasın sürekli kim gelirse sanki koleksiyon yapar gibi fotoğraf çekiyordu. Dikkatimi çeken ayrı bir şey o çocuk da arada telefonunu birine uzatıyor ve onun telefonu ile de çekmelerini istiyordu. O kadar tatlıydı ki, zavallım dedim bu daha ilk gün ilk saatler ilerde bıkacaksın Türklerin bu ilgisinden (Türkçe öğrendiğine göre kendisi de Türkiye’yi seviyor belli ki) Serpil, “Hadi geç seni de çekeyim” deyip telefonumu aldı, ben biraz durduktan sonra telefonu elinden aldım ve hayır dedim çekinmeyeceğim. Oradan ayrılıp diğer standlara yönelirken sordular “Neden” diye, “Görmüyor musunuz zavallı çocuğu? Yazık ya sıkıştırmışlar. Ne gerek var ki?”

 

Tacikistan, Tayvan’dan sonra Japonya standına gittik bu sefer bir arkadaşım ve ben. Orada stanlarda origami yapılıyordu. Bir tane almayı çok istediğimden bende kuyruğa girdim, ama önümdeki veletler beni deli etti. Yaşlı bit Türk görevli vardı arada gelip uyarıyordu “Masaya yaslanmayın” diye. Biraz ilerleyince gördüm ki benim önümde az önceki Koreli çocuk yaşlarında küçük Japon bir kız ayakta durmuş origami yapmaya çalışıyor. Sağımızdaki standa da 3 büyük Japon oturmuş origami ile uğraşıyorlardı. Uzun düre o kızı izledim çok tatlıydı ve sesini çıkarmadan işini halletmeye çalışıyordu. Ama çocuklar uslu durmuyordu ki! Sonra başka bir Japon geldi ve küçük kıza bir sandalye verdi, bende origamimden vaz geçip sol tarafa yöneldim. Orada daha çok tanıtımsal şeyler olduğundan bir kuyruk falan yoktu. Fuji Dağı’nın  güzel bir resminin yanında şövaleye konmuş bir tablo ve onun yanında ise Miyazaki’nin Van depremzedeleri ile bir resmi vardı.

Her neyse o kalabalıkta diğer arkadaşlarla buluşabilmek için Güney Kore standına gelmelerini söyledik ve bizde oraya gittik. Bir de baktım ki o küçük Koreli çocuk standın giriş çıkış yerinde fotoğraf seline uğramış, Türk kadın görevli ise ona tam olarak standdan çıkmasını ve önünde durmasını söyledi. İnsanlar DAHA RAHAT fotoğraf çeksinler diye! Küçücük çocuk ya! Oradaki kalabalığın boy ortalamasının çok altında ve etrafı tamamen kuşatılmış! Büşra, hadi sende git Japonya’dan bir şey alamadın bari bununla bir fotoğraf çekin dedi. Çocuğun etrafı boşalınca bende yanına gittim ve bir tane çektik ancak bazı kişiler Büşra’nın eline çarpınca kaymış fotoğraf, ben çocuğa teşekkür edip onun yanına gittiğimde git bir daha çekelim dedi, olmaz dedim yeter o çocuk için bu.

 

Avrupa’ya da gittikten sonra dışarıda bizim kızlarla buluştuk ve bana biz gittiğimizde Japonya standı bomboştu, suşi yapıyorlardı dedi. İçimden “Vay be şuna bak, origami deyince hurra, suşi deyince kimse yok. Keşke bıraksalardı da gerçek Japonya hayranları zevkini çıkarsaydı bari.” dedim.

 

O kadar sinir oldum ki bugün! Birde bizim Türk hayranlar der ki aman Koreliler de havalanmaya başladılar, arkadaş olunmuyor falan filan. Neden acaba bir düşündüler mi? Hepimiz biliyoruz ki son yıllarda Güney Kore (dizi müzik oppa) sevgisi hızla artıyor dünyada ve insanlar sürekli Korelileri sosyal paylaşım sitelerinden ekliyor ve muhabbet etmeye çalışıyor, ama çoğunun amacı aynı olduğu için Koreliler artık bu ilgiden bıkmış! Siz onlarla konuşmaya başladığınızda aslında amacınızın Kore dizi ve müzikleri hakkında bir şeyler öğrenmek vs olduğunu biliyorlar, yani arkadaşlığınızı samimi değil çıkarcı, tek taraflı kullanım olarak görüyorlar. Ve HAKLILARDA!!!

 

Güney Kore’de eğitim görmüş bir öğretmenim bana hiç beklediğin gibi bir yer değil, çoğu kişi oraya eğitime gittiğinde hayal kırıklığına uğruyor dedi. Burada bahsettiği çoğu kişi tabii ki Kore hayranları, normal okumak için giden insanlar değil! Kore hayranları zannediyor ki orada hayat dizilerde gördüğü gibi. Değil abi değil! Diziler her ne kadar olumlu ve güzel olsa da siz de biliyorsunuz ki gerçekleri yansıtmıyor! Oraya gidince neyle karşılaşacağınızı zannediyorsunuz çok merak ediyorum? Bütün Koreli erkekler çok yakışıklı, oppanız olmak için bekliyor, kızlar anlayışlı ve unni olmak için can atıyor?

 

Zaten çoğunuz biliyor ki eğitim sistemleri çok ağır, öğrenci olanların vakti yok, olmayanlar hem sizin için büyük hemde işe gidiyor vs vs. Ben niye anlatıyorsam?

Giderek yayılan Kore hayranlığı artık televizyon programlarında da boy göstermeye başladı. Acun Ilıcalı’nın Yeteneksizsiniz adlı yarışmasına katılan iki genç dansçı kızdan sonra şimdi de bir başka yarışmada Kore hayranı biri ile karşılaşıyoruz ^^

 

Birbirinden güzel ve popüler şarkıları bulabileceğiniz 2 video size ^^

2011 yılınsa çıkan ve çok tutulan toplam 100 şarkının (k-pop, j-pop, ve amerikan pop) sıralanması ile oluşturulmuş hairka 2 video 🙂

AKB48’den tutun Rihanna’ya, Big Bang’den tutun After School Red’e kadar en sevdiğiniz şarkılar.

İyi seyirler…

TOP 10

10: HyunA – Buble Bop

9: Nine Muses – Figaro

8: Girls Generation – the Boys

7: Infinite – Paradise

6: Chi Chi – Dont Play Around

5: Lady Gaga – Judas

4: Girls Day – Twinkle Twinkle

3: Britney Spears – Hold It Against Me

2: 2ne1 – I am the Best

1: Secret – Shy Boy

 

listeye bakınca ilk ona açık ara farkla k-pop sahip sonra 2 amerkan, ve Dal Shabet’de listeye bakınca bir çok şarkısı ile girmiş ^^

DİKKAT: KİŞİ VE YA GRUPLARA GÖRE OLMADIĞI İÇİN SANATÇILAR BİRDEN FAZLA ŞARKI İLE LİSTEYE GİRMİŞ OLABİLİR. SANATÇILARI GÖRMEK İSTERSENİZ ETİKET KISMINDAN BAKABİLİRSİNİZ!!!

Ben her ne kadar aralarında yer alamasam da dün pek sevgili türk ELF’ler twitter’da Suju’yu trend yaptılar ^^

Eee tabii ki bu trend Türkiye geneli olduğu için belki de çoğu  kişi bundan habersiz olacaktı bende aldım uluslararası olan bir ELF blogunda bu haberi paylaştım ^^

Bizim gücümüzü, isteğimizi ve azmimizi gören dünya ELF’leri eminim ki bize de destek vereceklerdir, değil mi?

Haberi görmek isteseniz buyrun

Ben K-pop’a 2PM ile başlayıp, Big Bang’in Haru Haru’su ile aşık olmuştum. Ama zaman ilerledikçe ve yeni yeni grupları tanıdıkça benim için en vazgeçilmezi Super Junior oldu.

Beğenmediğim yönleri tabii ki var, ama gene de seviyorum onları. Şimdi birde onlar Opera’nın Japonca versiyonunu çıkardılar. İzlemek ancak nasip oldu ama beğendim. Yalnız izlerken aklıma sürekli şu geldi Super Junior M’in Perfection klibiyle aynı konseptteydi sanki. Yani bana yeni pek bir şey vermedi. Ama sonra bütün kliplerini düşününce evet bu SuJu’nun tarzıydı bütün üyeler kapalı bir alanda ve dans ediyorlar şarkı ile. Sonra aklıma şu geldi eski üye KiBum’un da rol aldığı alttaki klip. Evet ben izlediğimde bayılmıştım bu klibe harika bu demiştim. Tarzı farklı ve harika bir çekim ile hepsi de çok güzel oynamış. İşte benim SuJu’m bu!!! Buyrun sizde izleyin…

슈퍼주니어(SuperJunior) _ 너라고 (Its You) 드라마 ver.

 

Bahsettiğim Opera PV’si ise bu.

[Full HD] 120514 Super Junior Opera Japanese Version PV

 

Hem ben zaten bir şarkının ilk halini çok severim remix ve ya başka dildeki versiyonlarına içim ısınmaz :/

Sorry Sorry bir istisna tabii o ayrı 🙂

%d blogcu bunu beğendi: